Ayşe Aydın - Siz de Hesaplayın
Bebeğinizin ne zaman doğacağını merak ediyor musunuz?
Aşağıdaki hesaplayıcı kullanarak bebeğinizin yaklaşık olarak ne zaman doğacağını hesaplayabilirsiniz.
En son adet tarihinizi giriniz.
Gün:
Ay:
Yıl:

Ayşe Aydın - Anket
Yeni tüp bebek genelgesinde yer alan "35 yaş altı kadınlara tek, 35 yaş üstü kadınlara çift embriyo transfer edilecek" maddesine nasıl bakıyorsunuz?





Anneee! Anne Oluyorum! Kitap

Ayşe Aydın - Blog 

Anne olmak uğruna harcadığım çabanın bedelini kim ödeyebilir?


Anne olmak uğruna harcadığım çabanın bedelini kim ödeyebilir?

 

Hay aksi, geç kaldım.

Mişka yağmurda çamur içinde kalınca, önce evi temizlemek sonra onu yıkamak zorunda kaldım.

Hızla giyiniyor, makyaj yapıyor, yeni tüp bebek genelgesi ile ilgili röportaj yapmak üzere Amerikan Hastanesi'ne doğru yola çıkıyorum.

Kadın Doğum ve İnfertilite Merkezi'nin kapısından içeri rüzgar gibi giriyor, resepsiyona ilerliyorum.


 

"Doktor Bülent Urman'la röportajım var."

 

"Biraz bekleteceğim sizi. Şöyle buyurun."

 

Rastgele bir koltuğa çöküyorum.

 

Bu koltuk...

 

Burada oturuyorum. Yanımda sevgilim. Az sonra doktorumuzla tüp bebek tedavisi ile ilgili ilk görüşmemiz var. Doktor gecikiyor, zaman geçmek bilmiyor. Çay üstüne çay, kahve üstüne kahve....  Karnı burnunda kadınlara gıpta ile bakıyoruz. "Ben de anne olacağım değil mi aşkım?" diye soruyorum. Sevgilim saçımı okşuyor, "Hem de annelerin en güzel olacaksın." diyor. Başımı omzuna yaslıyorum. Yanaklarımda omzunun sıcaklığı...

 

Evet bu koltuk, o koltuk. Kenarda aynı sehpa, sehpanın üstünde aynı broşürler, köşede aynı su makinesi...

 

Az önce "Röportaja geldim." dediğim şu resepsiyon.

 

Bir anda... Ben ne olduğunu anlamadan... Sayısız ben resepsiyonda sıraya giriyor ve hep bir ağızdan konuşuyorlar. "İlaçlarımı öğrenmeye geldim, iğne olmaya geldim, hiperstimulasyonumu göstermeye geldim, gebelik testi için geldim, ikinci test için geldim, sancım tuttu geldim, kontrole geldim, tarama testine geldim, cinsiyet öğrenmeye geldim..." diyorlar endişeyle...

 

Nefes alamıyorum, boğazım...
10 Mart 2010 Çarşamba

Devamı...


Defne ve Ege’den inciler


Defne ve Ege’den inciler

Bu hafta sözü çocuklarıma devrediyorum. Onların fıkra tadındaki muhteşem laflarına, merak dolu sorularına...


 

Ege: Anne dünyanın kapısı var mı?

Anne: Yok oğlum.

Ege: O zaman nereden girdik, nasıl çıkacağız?

Anne: ?!

 

 

Defne: Anne ben bebek yapacağım zaman ya dünyada bebek kalmazsa...

Ege: O iş öyle olmuyor, Defne.

Anne (ağzı açık): Ya nasıl oluyor Ege?

Ege: Şimdi çok yiyorsun, yiyorsun, yiyorsun... Karnında bebek oluşuyor, besleniyor ve büyüyor.

Anne: Haha ha... Ya evet!

 

 

Defne: Anne ben yemeğimi yemeyeceğim.

Anne: Niye kızım?

Defne: Anneannem gibi şişman olmak istemiyorum. Recimdeyim.

Anne: Kızım sen şimanlamazsın, daha çok ufaksın.

Defne: Niye, bizim sınıfta şişman kızlar var. Ayrıca Ege'nin de göbeği var.

Anne: ?!!

 

 

Ege: Anne yerin altında ne var?

Anne: Toprak

Ege: Onun altında?

Anne: Su, borular filan...

Ege: Onun altında?

Anne: Fosiller filan vardır herhalde...

Ege: Dinazor...
08 Mart 2010 Pazartesi

Devamı...


Biz kiiiim, baby shower kim?


Biz kiiiim, baby shower kim?

 

Her şey 38 haftalık gebe Esra'nın "Önümüzdeki hafta hala şu masada oturup sizinle kanasta oynuyor olursam, şeref madalyası isterim." demesiyle başladı.

Madalyayı nasıl yaptırsak, kanastaya jübile partisi mi yapsak derken, Zeynep dedi ki "Yahu, niye baby shower yapmıyoruz?"


Sahi niye yapmıyoruz?

 

Aslında cevap biliniyor. Bizim kızların son birkaç yıldır durmaksızın gebe olduğu düşünülürse, bu baby shower'a niyetlendiğimiz çok oldu ama hiçbirinde uygulamak kısmet olmadı.

 

Şöyle ki; Püren'in bana hamilelik müjdesini verdiği gün, Esra'nın ilk gebeliğinin mol olduğunu öğrendiğimiz günün ertesi gününe denk gelir. Tepkim şu olmuştur: "Değilsindir, sana öyle geliyordur."

 

Yavaş yavaş Püren'in hamileliğine alışıp, sevinirken, kanamaları başlar. Bebek alınsın mı, alınmasın mı soruları gündeme gelir. Büyük ihtimalle ikizlere hamile kalmıştır ve o kanama sırasında bebeğin tekini düşürmektedir.

 

Berfu'nun beş aylık bebeğini doğurmak zorunda kalması ise, Esra'nın ikinci hamileliğini öğrendiğimiz güne rastlar. Esra'dan ve Püren'den operasyon büyük bir gizlilikle saklanır.

 

Esra'nın ikinci gebeliğinden de ümit yoktur, Berfu bebeksiz kalmıştır, Püren ise çeşitli dönemlerde yaşadığı kanamalarla yüreğimizi ağzımıza getirmeye devam etmektedir.

 

İşte tam bu dönem, "Baby Shower" denen gavur adetine küstüğümüz ve bir Türk olarak her şeyden çok nazara inandığımız zamanlara denk gelir.

 

Aradan bir...
02 Mart 2010 Salı

Devamı...


Aşka aşık kadınlarla, aşık kadınlar arasındaki fark


Aşka aşık kadınlarla, aşık kadınlar arasındaki fark

 

Aşık bir kadınla, aşka aşık bir kadın bir araya gelmiş.

Biri sormuş, diğeri cevaplamış.

Biri ikna olmaya çalışmış, anlaşılan o ki olamamış.

Diğeri ikna etmeye çalışmış, anlaşılan o ki edememiş.

                                                       


 

 

Ayşe Arman ve Nermin Bezmen'den bahsediyorum.

15 gün önce gerçekleştirdikleri röportajdan...

Merakla, dikkatlice okudum.

Sonra açtım interneti, Nermin Bezmen'in canı kocası Pamir Bezmen'in ölümünden sonra gerçekleştirdikleri röportajı okudum.

 

İlk röportajda "Ölüm de aşka dahil" diyen kadın, ikincisinde "Aşk benim kör, topal atlı süvarimdir. Kimseye hesap vermem. Gelince atlar giderim." diyor.

Yadırgamıyorum, yargılamıyorum haşa! Aman yanlış anlaşılmasın.

Sadece anlamaya çalışıyorum. İki röportajı yanyana koyup, satır satır, kelime kelime okuyorum. Ama anlayamıyorum.

 

İster istemez kendimi onun yerine koyuyorum.

17-18 yaşlarımdayken, bir evliliğin başına gelebilecek en büyük tehlikenin ve tehditin başka birine duyulacak olan aşk olduğunu düşünürdüm. Bu nedenle 26 yaşıma kadar evliliği hiç düşünmedim. Hiçbir sevgilimle kendimi, tüm hayat boyu aynı karede göremedim. Çoluk çocuğa, torun torbaya karıştığımız günleri ve beraber yaşlandığımızı hayal edemedim.

 

Ve sonra Allah benim de yüzüme baktı. Tesadüfler birbirini kovaladı. Ve tıpış tıpış beni ona götürdü. Bana o tarifi imkansız heyecanı, tutkuyu yaşattı. Ona "Evet" derken, nikah...
14 Şubat 2010 Pazar

Devamı...


Karne sevinci


Karne sevinci

Berbat bir trafikte süründükten ve yer olmadığı için arabayı hızla okulun önündeki kaldırıma park ettikten sonra saat tam 11:00'de başlayacak olan törene yetişmeyi başarıyorum. 5-6 yaş sınıfları yan yana dizilmiş, ilk ders yılı boyunca öğrendikleri şarkıları söylüyorlar. O kadar şekerler ki anlatamam. Bir yandan "Hav hav hav benim cici köpeğim. Hav hav hav evimi bekle" diye bağırıyor, bir yandan da fıldır fıldır gözleriyle kalabalık içerisindeki annelerini arıyorlar. Bulunca da "Anne, anneeee!" diye bağırıp sevinçle el çırpıyorlar.


Geride kaldığım için bizimkilerin beni göremediğini ve bu yüzden ikisinin de yüzünün düştüğünü fark ediyorum. Zıplıyorum, elimi kolumu havalara kaldırıyorum ama kendimi göstermeyi başaramıyorum. En ön sıra da hıncahınç dolu...

                        

Çocuklarım uğruna başkası yapsa çok sinir olacağım bir hareket yapıyorum ve omuzlarımla kalabalığı yara yara kendimi en öne atıyorum. Ancak yine de kibarım. İnsanların önünü kapamamak için yere oturuyorum. Önce Defne'ye kendimi fark ettiriyorum. Sonra çömelmiş vaziyette komik adımlar atarak Ege'nin önüne geçiyorum. Millet "Ne deli kadın!" demiştir. Olsun. Tatlılarımın yüzünde güller açıyor beni görünce. Çaktırmıyorlar ama komik surat ifadeleri takınıp, fotoğraf çekmem için poz üstüne poz vermeye başlıyorlar.

 

Tören bittikten sonra sınıflara çıkıyoruz ve sıra karne dağıtımına geliyor. Ben karne aldıkları anı kaçırmamak için sınıflar arasında mekik dokuyorum. Neyse her ikisinin de karne alma anını  yakalamayı ve fotoğraflamayı başarıyorum. Zaten öğretmenler refleks olarak önce karneyi veriyor, sonra öğrenciye sarılıp veliye...
25 Ocak 2010 Pazartesi

Devamı...




1  2  3  4  5  6  7  8  9  10 
Yukarı