Aşık bir kadınla, aşka aşık bir kadın bir araya gelmiş.
Biri sormuş, diğeri cevaplamış.
Biri ikna olmaya çalışmış, anlaşılan o ki olamamış.
Diğeri ikna etmeye çalışmış, anlaşılan o ki edememiş.
Ayşe Arman ve Nermin Bezmen'den bahsediyorum.
15 gün önce gerçekleştirdikleri röportajdan...
Merakla, dikkatlice okudum.
Sonra açtım interneti, Nermin Bezmen'in canı kocası Pamir Bezmen'in ölümünden sonra gerçekleştirdikleri röportajı okudum.
İlk röportajda "Ölüm de aşka dahil" diyen kadın, ikincisinde "Aşk benim kör, topal atlı süvarimdir. Kimseye hesap vermem. Gelince atlar giderim." diyor.
Yadırgamıyorum, yargılamıyorum haşa! Aman yanlış anlaşılmasın.
Sadece anlamaya çalışıyorum. İki röportajı yanyana koyup, satır satır, kelime kelime okuyorum. Ama anlayamıyorum.
İster istemez kendimi onun yerine koyuyorum.
17-18 yaşlarımdayken, bir evliliğin başına gelebilecek en büyük tehlikenin ve tehditin başka birine duyulacak olan aşk olduğunu düşünürdüm. Bu nedenle 26 yaşıma kadar evliliği hiç düşünmedim. Hiçbir sevgilimle kendimi, tüm hayat boyu aynı karede göremedim. Çoluk çocuğa, torun torbaya karıştığımız günleri ve beraber yaşlandığımızı hayal edemedim.
Ve sonra Allah benim de yüzüme baktı. Tesadüfler birbirini kovaladı. Ve tıpış tıpış beni ona götürdü. Bana o tarifi imkansız heyecanı, tutkuyu yaşattı. Ona "Evet" derken, nikah...