Şimdi bu röportaj olayı Ayşe Arman'dan başlayan, Helin Avşar'a uzanan uzun ince bir yol.
Genelde böyle karışık sularda yüzmeyi sevmem.
Herkesin işinde bir uzmanlık alanı olması gerektiğine inanırım.
Ben de "Ana-çocuk" mevzuuna hakimim.
Kendi denizimde büyük balığım.
Ama "Yap" dendi bir kere... "Yapamam, almayayım" demek de tabiatıma aykırı...
Bir yandan da herkesin, her şeyini merak eden bir tip değilim. Bana ne!
E peki napacağım?
Buldum!
Ana-baba-çocuk-aşk-evlilik-aile röportajları!
Sıcak, samimi...
Şöööyle iki arkadaş karşı karşıya geçmiş, kahvelerimizi yudumlarken "Eeee... Çoluk çocuk nasıllar?" tadında bir sohbet!
Ayşe Arman'la gerçekleştirdiğim söyleşi beğenildi.
Ayşe Arman'ın bile daha önce konuşmadığı şeyler konuşuldu.
Doğum sonrası seks mesela...
Gerçekten insanların bu süreci nasıl yaşadığını merak ediyordum.
Benim gibi o dönem libidosu yerlerde sürünen ve bunun nedeninin ne olduğunu anlayamayan kadınlar da eminim merak ediyordur.
Bazı internet siteleri bu röportajın işine gelen kısımlarını kesip kopyalayıp "Arman iyice zıvanadan çıktı" diye haber yapmış.
Çok zavallı buluyorum o siteleri. Ancak böyle okunuyorlar herhalde...
Halbuki ister inanın, ister inanmayın o röportaj insanların yatak sırlarını ortaya çıkarmayı değil, lohusa annelere fayda sunmayı amaçlıyordu.
Yani ben o zaman bu söyleşiyi okusaydım, "Oh be! Bir tek ben değilmişim bunu yaşayan" der ve rahatlardım. Kafamda "Hep böyle mi kalacağım acaba?" diye kurmazdım.
Geçenlerde gazeteci Hatice Özbay'la da bu konu üzerinde laflama fırsatı bulduk.
Bana dedi ki "Ayşe'ciğim. Sen de, Ayşe de birer doğum yaptınız. Ben beş tane yaptım. Bu tamamen hormonlarla alakalı bir şey. Çoğu kadının emzirme süresince seks isteği azalsa da, genellememek gerekir. Ben çocuklarımdan biri iki aylıkken tekrar hamile kaldım. Çok aşıktım ve doğum yapmış olmama rağmen libidom tavandaydı."
Vay be şahane! Bunu da bilmek güzel.
Yani iki durumda da şaşırmamak gerek.
Bunları böyle konuşa konuşa konuşa, yaza yaza öğreneceğiz.
Çünkü inanın kitaplarda bu ayrıntılar yazmıyor.
Neyse...
Ünlü isimlerin topluma örnek olmak gibi bir sorumlulukları vardır.
İyi, sevdiğim, aile hayatları hoşuma giden insanlarla laflayacağım.
Ve yine soru-cevaplarla, hayata farklı bir gözlükle bakmanızı sağlamaya çalışacağım.
Satır arasındaki bir cümle bile işinizi kolaylaştırırsa, ne mutlu bana!
Ama sevmediğimle işim olmaz.
Hiç merak etmem.
Kuru olur, yapmacık olur.
Almayayım.
Birazdan kimle buluşacağım biliyor musunuz?
En taze babayla...
Yılmaz Erdoğan'la...
Aşk, babalık, evlilik...
Yılmaz Erdoğan şiiri tadında bir söyleşi olacak.
Bizi izleyin.
Bu Cumartesi, Bizim Kahve'de...
Ya da bu Pazar, Vatan Pazar'da...
Yayın yönetmenim Güney'in takdirine kalmış.
Haydi bana eyvallah!