Ayşe Aydın - Siz de Hesaplayın
Bebeğinizin ne zaman doğacağını merak ediyor musunuz?
Aşağıdaki hesaplayıcı kullanarak bebeğinizin yaklaşık olarak ne zaman doğacağını hesaplayabilirsiniz.
En son adet tarihinizi giriniz.
Gün:
Ay:
Yıl:

Ayşe Aydın - Anket
İlkokulda çocukların forma giymesini doğru buluyor musunuz?





Anneee! Anne Oluyorum! Kitap

Hamilelik öğretileri 3- Bir dilim kek bin derde devadır, bir göbek bin ayıp örter.

22 Şubat 2010 Pazartesi
Hamilelik öğretileri 3- Bir dilim kek bin derde devadır, bir göbek bin ayıp örter.

 

Gebe göbeğinin özenilecek tek bir yanı vardır; o kadar büyüktür ki ona oranla vücudun genişleyip yağlanan diğer kısımları göze küçük ve zarif gözükür.  ‘'Hiç kilo almamışsın vallahi bir tek göbek'' yorumunun yegane nedeni budur. Tabii ki bir tek göbektir; zira onun yanında, sağında solunda duran her şey toplu iğne ucu kadar kalır. Soğuk kış günlerinde hafiften yağlanıp toparlaklaşan arkadaşlar, kendilerini sizin yanınızda tığ gibi hisseder. Fotoğraf çekilirken herkes göbeğe yakın durmak için can atar.


 

Sürüklendiğiniz felaketin en önemli nedenlerinden biri, bu optik yanılgıdır. O el; ‘'Başka neyim var yahu, bir göbek'' hissiyatı ile havuçlu keke uzanır. Başka neyin olduğu, küçük azman çıkıp, göbek nisbeten hafiflediğinde gün yüzüne elbet çıkacaktır. Bir zamanlar bacakların girdiği pantalonlara, bugünlerde ancak kolun sığıyor olması da bir sinyaldir ama; göbek halüsinasyonu her şeyi tatlı pembe bir yalanla örter. El, titremeden kek dilimine sevinçle uzanır.

 

Üstelik o çiğnenmeden yutulan kek diliminin, o hamburger kaçamağının, patlamış mısıra gömülen kafanın çok da önemli bir işlevi vardır. Bu işlevin ne olduğunu gazeteler yazmaz. Tecrübeli gebe büyüklerin, hamile kalıncaya kadar söylemez. 
Takriben 10 aylık hamile, ‘'İnat ettim, okuma yazmayı sökmeden çıkmam'' mottolu bebek karnınızda, gazeteyi açarsınız. Gazeteler, artist/manken  gebelerle röportaj yapar. Başlık şudur: ‘'Hamileliğin her anı büyülü''. Hamile ropörtajının raconu budur. Gidin gazetelerin arşivlerini talan edin. O hamilelik anları hep büyülüdür, gebelik bir kadının başına gelen en güzel şeydir, artist gebe işte şimdi yaşamaya başlamıştır.
Başlığı görür görmez, aklınıza bir bir sizin yaşadığınız o büyülü anlar gelir. Mesela, banyo paspasının üzerinde uyunan büyülü bir gece vardır. Yatağa yatıp kalkacak haliniz yoktur, e yarım saatte bir de kafayı tuvaletin içine gömmek gereklidir. Yapılacak en büyülü seçim, paspasın üstüne kıvrılmak olmuştur.

 

Kesintisiz başınızın ağrıdığı ve tabii ki ağrı kesici alınamayan, 18 saatin her anı ayrı büyülüdür. Birbirlerini tepeledi tepeleyecek üç parti grup başkan vekilinin canlı yayında karşınıza oturtulduğu,  büyülü bir an vardır.  ‘'Ya galiba benim bu adamların ne dediğini dinlemem lazım'' diyerek elinizde olmadan boş boş uzaklara daldığınız  o an, kariyerinizin en büyülü anıdır.
Kafanızda 'o anlar' canlanırken, ropörtajın devamı da gelir. Artist gebenin sayı ile '7' ve yazı ile 'yedi' haftalık hamile olduğunu öğrenmenin şaşkınlığı, doğrusu bir başkadır. Hamile olduğunu öğreneli 2 hafta olmuştur, günde 16 saat uyumaktadır. Belli ki günün uyanık olunan 8 saatinde, sizdeki büyü  reseptörlerinin algılayamadığı bir takım şeyler yaşanmaktadır.

 

İşte kek dilimin işlevi de yukarıda bahsi geçen anların ardından başlar. Bilen bilir. Kahpe feleğin tokadını aşk ettiği bir kişinin en kıymetli dostları, şeker ve karbonhidrat kardeşlerdir. Hayattan zevk alma vesileleri; halsizlik, devasa göbek ve bel ağrısı tarafından bir bir elinizden alınınca, arzu edilen zevk ancak ve ancak  şeker ve karbonhidrat kardeşlerin kollarında bulunur.
Tüm erkek ahalisi, hele ki beyiniz için, ‘Kadın' kategorisinden çıkıp, ‘hamile' diye başka bir paralel evrene terfi ettiğinizi anladığınız gün, feleğin tokadıyla yanağınızın buluştuğu o günlerden sadece biridir. Yetmezmiş gibi, bu realizasyonun akabinde;  gözünüz sadece çakma UGG'lara giren kumpir gibi ayaklarınıza, ordan da kadın olduğunuz günlere ait taksitleri öde öde bitmeyen topuklu ayakkabılara kayıverir. O hazin anda imdada, tabii ki, düşenin dostu şeker ve karbonhidrat kardeşler yetişir. Kallavi bir dilim kek, yanında dumanı tüten bir fincan çay beyinde her ne bölgeyi uyarıyorsa, o uyarıdan devşirilen hazzın muadili inanın ki yoktur. O bölge beyinde her nerdeyse, yerini bir tek şeker ve karbonhidrat kardeşler bilir.

 

‘'Bir tek göbek'' optik yanılgısı,  düşenin dostu şeker ve karbonhidrat kardeşlerle birleşince, ister istemez, ‘'beyaz balina orka'' takma adını hak etiğiniz o gün gelir.  ‘'Ahh ahh ben ne kadındım, bir yürürdüm bakkal, kasap kapılara çıkardı'' diye romatizmalı dizlerini ovan, 80'lik nenelere döndüğünüz gün de yine o tarihlere denk gelir.  Gönül fotoğraf arşivinde avuntu arar. Üstelik, kör ölmüş badem gözlü olmuştur. Yukarıda kek böreğe güzelleme yapan, şekere karbonhidrata ağıt yakan insan evladının bütün hayatı, takdir buyurursunuz ki, en azından ‘2 kilo aldım, 3 kilo verdim' cenderesinde geçmiştir. Yaradana şükür, hiç şişman olunmamıştır ama; kaslı, fit ve incecik olunan günler zaten ömür denilen şeyde ağırlıklı bir yer tutmaz.

 

Ama hey hat ! Arşivden, kollar kaslı mı kaslı, karın tahta gibi bir foto bulunur. Başlanır dizler dövülmeye: ‘'Ahh ahh ben ne kadındım, bakkal kasap kapıya çıkardı'', ‘'Ah ah ben ne kadındım. 36 bedenler büyük gelirdi''.  Sonra, oturulan yerden yana öne devrile devrile kalkılır. ‘' Ahhh ahh ben ne kadındım‘' iç çekmelerine, bel ağrısının‘'ahhhhhhhhh ahhhhh''ları karışır. Gebe, ayakları sürüye sürüye ağır aksak hedefe ulaşır. Buzdolabının kapağını açtığında hoş bir serinlik suratına vurur,  bedenine bir tatlı huzur yayılır.

 

Yorum Ekle

Adınız, Soyadınız:  
Yorumunuz:  
Güvenlik Kodu:  
Güvenlik

Yorumlar

Yukarı