Ayşe Aydın - Siz de Hesaplayın
Bebeğinizin ne zaman doğacağını merak ediyor musunuz?
Aşağıdaki hesaplayıcı kullanarak bebeğinizin yaklaşık olarak ne zaman doğacağını hesaplayabilirsiniz.
En son adet tarihinizi giriniz.
Gün:
Ay:
Yıl:

Ayşe Aydın - Anket
İlkokulda çocukların forma giymesini doğru buluyor musunuz?





Anneee! Anne Oluyorum! Kitap

Babalar, hiçbir işe yaramaz mı?

16 Haziran 2007 Cumartesi
Babalar, hiçbir işe yaramaz mı?

Günümüz kadınları doğurganlık gücünü sonuna kadar kullanmakta. Sperm bağışıyla adeta erkeklere "Siz olmasanız da biz anne oluruz..." diyerek meydan okumakta. Gerçekten baba bu kadar "Olmasa da olur" bir figür mü?


Her geçen gün bekar annelerin sayısı artıyor. Ayrıldığı sevgilisinden hamile kaldığını söyleme gereği bile duymadan çocuğu dünyaya getirenler, evliliğinin bitmek üzere olduğunu bile bile çocuğu kendine isteyenler, "Biyolojik saatim geldi veya rahmimdeki bir rahatsızlık nedeniyle çocuk sahibi olmam lazım" diyerek soluğu sperm bankasından alanlar, boşandıktan sonra "Baban olacak o adam..." diye başlayan cümlelerle çocuğu babaya yabancılaştıranlar... Hatta en yakın erkek arkadaşlarına tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmayı teklif edenler bile var ki, bence bu içlerinde en anlaşılır olanı.

 

Günümüz kadınları doğurganlık gücünü sonuna kadar kullanmakta. Adeta erkeklere "Siz olmasanız da biz anne oluruz. Çocuğumuza bakarız" diyerek meydan okumakta. Londra City Üniversitesi Aile ve Çocuk Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırmaya göre sperm bağışını tercih eden bekar annelerin üçte ikisi sebep olarak ilerleyen yaşlarını gösteriyor. Kalan üçte birin yarısı erkeksiz bir hayatın daha kolay olduğunu ve çocuğunu tek başına yetiştirmek istediğini söylerken, diğer yarısı çocuk sahibi olabileceği bir partneri olmadığını ve olacağına da inanmadığını öne sürüyor.

 

Erkeksiz hayat nasıl daha iyi olabilir? Hamileliğimin her anında eşim yanımda oldu. Yoğun iş temposuna rağmen doktor muayenelerine geldi, doğumu beklerken rahatsız hastane yataklarında yattı. Meyve soydu, sofra kurdu ve kaldırdı. Kulaklığı karnıma dayayarak onları klasik müzikle tanıştırdı. Doğumdan sonra bebeklerin bakımında aktif rol aldı, onları yıkadı, biberonla besledi. Ben uyurken sabah 06:00 - 12:00 nöbetini devraldı. İki bebekle depresyona girmek üzere olduğumu fark ederek, beni haftada bir gün yemeğe çıkarttı. Sayesinde tekar giyinmeye ve makyaj yapmaya başladım.

 

Şimdi sabahları ve akşam yatmadan önce toplam yarım saat görüyor onları. Bu kısa zamanda bazen bizim gün boyu paylaştığımızdan daha çok şey paylaştıklarına görüyor ve şaşırıyorum. Onları gıpta ile izliyorum.

 

Baba ‘Güç, korku, otorite' figürüydü

Bizim jenerasyonda ise baba daha çok "Güç, korku, otorite" figürü olarak karşımıza çıktı." Herhalde çoğumuz "Baban duyarsa, evi başımıza indirir" türünden anne tehditleri ile karşı karşıya kalmışızdır. Bırakın babamızla dertleşmek, mahrem sırlarımızı paylaşmak, ondan en masum hatalarımızı bile saklama gereği duymuşuzdur. Yine de şanslıydık; babalarımız başımızdaydı.

 

Günümüzün sperm bağışıyla veya bitmiş bir ilişki sonrasında dünyaya gelen çocuklarının ise babalarını tanıma şansı hiç yok. Gerçekten baba bu kadar "Olmasa da olur" bir figür mü? Hiçbir işe yaramıyor mu? Kadınlar, babasız bir çocuk dünyaya getirme hakkını nereden buluyor?

 

Kaçınılmaz durumlarda (ölüm, babanın çekip gitmesi vs...) babasızlığın yol açtığı sıkıntılar uzman desteğiyle aşılabilir.Ama bu durum nasıl bilinçli bir tercih olabilir, anlamıyorum.  Bakalım uzmanlar ne diyor? Lütfen okuyun ve "öyle ya da böyle doğurmam gerek" demeden önce düşünün. Tüm babaların günü kutlu olsun.

 

Yaptıkları tercihin sonucunu bilmeleri gerek

Profesör Doktor Tarık Yılmaz: Çocuk yetiştirilmesinde iki ana öğe vardır. Sevgiyi hissetmesi ve yaşına uygun olarak sınırlarla ve kurallarla tanışması. Bu iki rolü de tek tarafın üstlenmesi, ilişkiyi zorluyor, kafa karıştırıyor. Anne ve baba çocuğa sevgi ve otoriteyi eşit bir görev dağılımıyla sunmalı ve zaman zaman rolleri değişmelidir.

 

Erkek çocuk babasını örnek alır, kendini onunla özdeşleştirir. Çocuklar söylenilenlerle değil modellerle öğrenir. Kız çocuk ise anne baba ilişkisini model alır. Baba eksikliği, çocukda model boşluğu oluşturuyor. Karşı cinsle ilişki görmedikleri için, kendi kuracakları ilişkide problem yaşayabiliyorlar.

Ergenlikte çocuğun anne ve babasıyla çatışmaya ihtiyacı vardır. Bunu evde yapamayan çocuk dışarı yönlenebilir ve babasıyla tartışarak farklı fikirler edinme şansından yoksun kalır.

Kadın ve erkeğin olaylara bakış açısı farklıdır.  Her iki modelin birarada olması çocuğun bakış açısını zenginleştirir.

 

Babanın doğumdan itibaren rolü önemlidir ve çocuk büyüdükçe yaş gruplarına göre değişir. Baba eksikliği, dış dünyaya karşı yoksunluk duygusu ve özgüven eksikliği yaratır. Bu durum kaçınılmazsa, psikolojik destekle kamufle edilir. Ama bilinçli bir tercih olmamalıdır. Sonuçları bilinerek bu karar verilmelidir.

 

Babayı yabancılaştırma, babasız olmaktan daha vahim bir durum. Bir tarafta model yok, diğer tarafta olumsuz bir model var. Annenin, olumlu yönleri  bastırarak, babayı çocuğa devamlı kötülemesi, çocuğu babadan soğutuyor ve varlığını inkar etmesine yol açıyor. Çocuk kendini kimle özdeşleştireceğini bilemiyor, taraf tutmak, ortada kalmak gibi kavramları erken yaşta öğreniyor. Her çocuğun baba ile ilişki kurmaya ihtiyacı vardır.

 

Babaların dikkat etmeleri gereken noktalar
Mavi İletişim Uzman Pedagog Belgin Temur: Hamilelik döneminde eşinize özel ilgi gösterin, bebeğinizin anne karnındaki gelişimiyle ilgilenin. Eşinden destek gören, huzurlu bir hamilelik geçiren annelerin çocuklarının çok daha sağlıklı oldukları biliniyor.

 

  • Bebeğinizin beslenmesi, temizliği, ağladığında sakinleştirilmesi gibi bakım görevlerine dahil olun. Bu, daha sonra sürecek olan sağlıklı ilişkinin başlangıcıdır.

* Çocuğunuz üzerinde korkuya dayalı bir disiplin uygulamayın. Sizinle açık bir ilişki kurabilmesi için ona fırsat verin.


* Babasının kendisinden uzak olduğunu hisseden çocuklar, babalarıyla aralarında bir mesafe olması gerektiğine inanır ve ihtiyaç duyduklarında iletişim kurmaya çekinebilirler. Bu durum, desteği başka kaynaklardan arama riski yaratır. Özellikle küçük yaşlarda babalarıyla duygusal anlamda yakınlaşamayan çocukların ergenlik dönemleri daha sorunlu geçirdikleri biliniyor.

* Babaların da tıpkı anneler gibi çocuklarını her koşulda (başarıda ve başarısızlıkta) sevdiklerini hissettirmeleri, çocuklarının kendi hayatlarındaki önemini çocuklarına ifade etmeleri, sağlıklı bir güven gelişimi için çok önemlidir. Olumsuz davranışı vurgulamaktan çok, olumlu davranışın desteklenmesi, ödüllendirilmesi çocukla kurulacak disiplin ilişkisi etkinliğini artırır.

* Yoğun iş temposu nedeniyle çocuklarıyla daha az vakit geçirmek zorunda kalan babalar üzülmesin. Önemli olan kısa da olsa çocuklarla zaman geçirmek ve bu zaman diliminde çocuğun ihtiyaçlarıyla ilgilenebilmektir. 

* Çocuklar, babalarının özel ilgilerine ihtiyaç duyar ve bu ilgi çocukların hem zihinsel hem de psiko-seksüel gelişimleri açısından çok gereklidir. 

 

  • Babanın çocuğu ile ilişki kurma biçimi çocuğun kişiliğini etkiliyor. Örneğin, aşırı otoriter tavır ve ilgisizlik babaların çocukları utangaçlık, çekingenlik gibi kişilik özellikleri geliştirebiliyor. İlgili ve sevgi dolu bir tavır ise çocukların sosyal uyum yeteneklerinin artmasına, liderlik özellikleri geliştirebilmelerine etki ediyor. Babanın sağlıklı otorite sağlayamadığı, disiplinsiz ve aşırı hoşgörülü bir tutumda olması ise çocukların bazı uyum ve davranış bozuklukları yaşama olasılığını arttırıyor.

Yorum Ekle

Adınız, Soyadınız:  
Yorumunuz:  
Güvenlik Kodu:  
Güvenlik

Yorumlar

Yukarı