Her geçen gün bekar annelerin
sayısı artıyor. Ayrıldığı sevgilisinden hamile kaldığını söyleme gereği bile
duymadan çocuğu dünyaya getirenler, evliliğinin bitmek üzere olduğunu bile bile
çocuğu kendine isteyenler, "Biyolojik saatim geldi veya rahmimdeki bir
rahatsızlık nedeniyle çocuk sahibi olmam lazım" diyerek soluğu sperm
bankasından alanlar, boşandıktan sonra "Baban olacak o adam..." diye başlayan
cümlelerle çocuğu babaya yabancılaştıranlar... Hatta en yakın erkek
arkadaşlarına tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmayı teklif edenler bile var
ki, bence bu içlerinde en anlaşılır olanı.
Günümüz kadınları doğurganlık
gücünü sonuna kadar kullanmakta. Adeta erkeklere "Siz olmasanız da biz anne
oluruz. Çocuğumuza bakarız" diyerek meydan okumakta. Londra City Üniversitesi
Aile ve Çocuk Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırmaya göre sperm
bağışını tercih eden bekar annelerin üçte ikisi sebep olarak ilerleyen
yaşlarını gösteriyor. Kalan üçte birin yarısı erkeksiz bir hayatın daha kolay
olduğunu ve çocuğunu tek başına yetiştirmek istediğini söylerken, diğer yarısı
çocuk sahibi olabileceği bir partneri olmadığını ve olacağına da inanmadığını
öne sürüyor.
Erkeksiz hayat nasıl daha iyi
olabilir? Hamileliğimin her anında eşim yanımda oldu. Yoğun iş temposuna rağmen
doktor muayenelerine geldi, doğumu beklerken rahatsız hastane yataklarında
yattı. Meyve soydu, sofra kurdu ve kaldırdı. Kulaklığı karnıma dayayarak onları
klasik müzikle tanıştırdı. Doğumdan sonra bebeklerin bakımında aktif rol aldı,
onları yıkadı, biberonla besledi. Ben uyurken sabah 06:00 - 12:00 nöbetini devraldı.
İki bebekle depresyona girmek üzere olduğumu fark ederek, beni haftada bir gün
yemeğe çıkarttı. Sayesinde tekar giyinmeye ve makyaj yapmaya başladım.
Şimdi sabahları ve akşam
yatmadan önce toplam yarım saat görüyor onları. Bu kısa zamanda bazen bizim gün
boyu paylaştığımızdan daha çok şey paylaştıklarına görüyor ve şaşırıyorum.
Onları gıpta ile izliyorum.
Baba ‘Güç, korku, otorite' figürüydü
Bizim jenerasyonda ise baba
daha çok "Güç, korku, otorite" figürü olarak karşımıza çıktı." Herhalde çoğumuz
"Baban duyarsa, evi başımıza indirir" türünden anne tehditleri ile karşı
karşıya kalmışızdır. Bırakın babamızla dertleşmek, mahrem sırlarımızı
paylaşmak, ondan en masum hatalarımızı bile saklama gereği duymuşuzdur. Yine de
şanslıydık; babalarımız başımızdaydı.
Günümüzün sperm bağışıyla
veya bitmiş bir ilişki sonrasında dünyaya gelen çocuklarının ise babalarını
tanıma şansı hiç yok. Gerçekten baba bu kadar "Olmasa da olur" bir figür mü? Hiçbir
işe yaramıyor mu? Kadınlar, babasız bir çocuk dünyaya getirme hakkını nereden
buluyor?
Kaçınılmaz durumlarda (ölüm,
babanın çekip gitmesi vs...) babasızlığın yol açtığı sıkıntılar uzman
desteğiyle aşılabilir.Ama bu durum nasıl bilinçli bir tercih olabilir,
anlamıyorum. Bakalım uzmanlar ne diyor?
Lütfen okuyun ve "öyle ya da böyle doğurmam gerek" demeden önce düşünün. Tüm
babaların günü kutlu olsun.
Yaptıkları tercihin sonucunu bilmeleri gerek
Profesör Doktor Tarık Yılmaz: Çocuk yetiştirilmesinde iki ana öğe vardır. Sevgiyi
hissetmesi ve yaşına uygun olarak sınırlarla ve kurallarla tanışması. Bu iki
rolü de tek tarafın üstlenmesi, ilişkiyi zorluyor, kafa karıştırıyor. Anne ve
baba çocuğa sevgi ve otoriteyi eşit bir görev dağılımıyla sunmalı ve zaman
zaman rolleri değişmelidir.
Erkek çocuk babasını örnek alır,
kendini onunla özdeşleştirir. Çocuklar söylenilenlerle değil modellerle
öğrenir. Kız çocuk ise anne baba ilişkisini model alır. Baba eksikliği, çocukda
model boşluğu oluşturuyor. Karşı cinsle ilişki görmedikleri için, kendi
kuracakları ilişkide problem yaşayabiliyorlar.
Ergenlikte çocuğun anne ve
babasıyla çatışmaya ihtiyacı vardır. Bunu evde yapamayan çocuk dışarı
yönlenebilir ve babasıyla tartışarak farklı fikirler edinme şansından yoksun
kalır.
Kadın ve erkeğin olaylara
bakış açısı farklıdır. Her iki modelin
birarada olması çocuğun bakış açısını zenginleştirir.
Babanın doğumdan itibaren
rolü önemlidir ve çocuk büyüdükçe yaş gruplarına göre değişir. Baba eksikliği,
dış dünyaya karşı yoksunluk duygusu ve özgüven eksikliği yaratır. Bu durum
kaçınılmazsa, psikolojik destekle kamufle edilir. Ama bilinçli bir tercih
olmamalıdır. Sonuçları bilinerek bu karar verilmelidir.
Babayı yabancılaştırma,
babasız olmaktan daha vahim bir durum. Bir tarafta model yok, diğer tarafta
olumsuz bir model var. Annenin, olumlu yönleri
bastırarak, babayı çocuğa devamlı kötülemesi, çocuğu babadan soğutuyor
ve varlığını inkar etmesine yol açıyor. Çocuk kendini kimle özdeşleştireceğini
bilemiyor, taraf tutmak, ortada kalmak gibi kavramları erken yaşta öğreniyor.
Her çocuğun baba ile ilişki kurmaya ihtiyacı vardır.
Babaların dikkat
etmeleri gereken noktalar
Mavi
İletişim Uzman Pedagog Belgin Temur: Hamilelik
döneminde eşinize özel ilgi gösterin, bebeğinizin anne karnındaki gelişimiyle
ilgilenin. Eşinden destek gören, huzurlu bir hamilelik geçiren annelerin
çocuklarının çok daha sağlıklı oldukları biliniyor.
- Bebeğinizin
beslenmesi, temizliği, ağladığında sakinleştirilmesi gibi bakım görevlerine
dahil olun. Bu, daha sonra sürecek olan sağlıklı ilişkinin başlangıcıdır.
* Çocuğunuz üzerinde korkuya dayalı bir disiplin uygulamayın.
Sizinle açık bir ilişki kurabilmesi için ona fırsat verin.
* Babasının kendisinden uzak olduğunu hisseden çocuklar, babalarıyla aralarında
bir mesafe olması gerektiğine inanır ve ihtiyaç duyduklarında iletişim kurmaya
çekinebilirler. Bu durum, desteği başka kaynaklardan arama riski yaratır.
Özellikle küçük yaşlarda babalarıyla duygusal anlamda yakınlaşamayan çocukların
ergenlik dönemleri daha sorunlu geçirdikleri biliniyor.
* Babaların da tıpkı anneler gibi çocuklarını her koşulda (başarıda ve
başarısızlıkta) sevdiklerini hissettirmeleri, çocuklarının kendi hayatlarındaki
önemini çocuklarına ifade etmeleri, sağlıklı bir güven gelişimi için çok önemlidir.
Olumsuz davranışı vurgulamaktan çok, olumlu davranışın desteklenmesi,
ödüllendirilmesi çocukla kurulacak disiplin ilişkisi etkinliğini artırır.
* Yoğun iş temposu nedeniyle çocuklarıyla daha az vakit geçirmek zorunda kalan
babalar üzülmesin. Önemli olan kısa da olsa çocuklarla zaman geçirmek ve bu zaman
diliminde çocuğun ihtiyaçlarıyla ilgilenebilmektir.
* Çocuklar, babalarının özel ilgilerine ihtiyaç duyar ve bu ilgi çocukların hem
zihinsel hem de psiko-seksüel gelişimleri açısından çok gereklidir.
- Babanın
çocuğu ile ilişki kurma biçimi çocuğun kişiliğini etkiliyor. Örneğin, aşırı
otoriter tavır ve ilgisizlik babaların çocukları utangaçlık, çekingenlik gibi
kişilik özellikleri geliştirebiliyor. İlgili ve sevgi dolu bir tavır ise
çocukların sosyal uyum yeteneklerinin artmasına, liderlik özellikleri
geliştirebilmelerine etki ediyor. Babanın sağlıklı otorite sağlayamadığı,
disiplinsiz ve aşırı hoşgörülü bir tutumda olması ise çocukların bazı uyum ve
davranış bozuklukları yaşama olasılığını arttırıyor.