14-16 Mayıs tarihleri arasında 1000 hekimin katılımıyla toplanan 3. Uluslararası IVI Kongresi'nin son gününde tüm dünyada giderek artan kısırlık sorununun çevre ve yaşam koşullarıyla ilişkisi irdelendi. Türk ve yabancı uzmanlar kısırlık sorununda gelinen son noktayı anlattı.
Hareketsiz yaşam ve kimyasallar gebeliği olumsuz etkiliyor
IVI İstanbul Direktörü Dr. Erdal Budak: Hastaların kaç yaşında olduğu veya yumurtalık rezervi gibi gerçekleri değiştiremeyiz. Ancak günlük yaşamdaki stres, aşırı kilo, hareketsizlik, sigara ve alkol tüketimi gibi faktörlerin üremeye yardımcı tedavilerin başarısını etkilediğini biliyoruz. Hastaları bu konularda bilgilendirerek, hayatlarında tedavilerini olumlu yönde etkileyecek değişiklikler yapmalarını sağlayabiliriz.
Bugüne kadar 3 milyondan fazla bebek üremeye yardımcı tedaviler sonucunda dünyaya geldi. Sadece teknik konularda değil, hastaların her gün değişen ihtiyaçlarına göre ve hastayı etkileyen tüm faktörler üzerinde araştırma yürütülmesi, doğacak sağlıklı bebeklerin ileride sağlıklı çocuk ve erişkinler olabilmesi için gerekli.
Çevre koşullarının insan üreme sağlığını olumsuz yönde etkilemesi hakkındaki endişeler artıyor. Hareketsiz bir yaşam biçimi, kafein ve alkol tüketimi, obezitenin yanı sıra kozmetiklerde, haşere ilaçlarında, gıda ambalajlarında hatta oyuncaklarda ve biberonlarda kullanılan bazı kimyasal maddeler gebelik şansını düşürüyor.
Aşırı kilolularda yumurta ve embriyo kalitelesi daha düşük
Kanada'nın McMaster Üniversitesi Kadın Doğum Bölümü uzmanı Dr. Edward V. Younglai: Toplumda kısırlık, erken doğum, polikistik over sendromu ve rahim içi gelişimini engellemekle ilişkisi olan bu üç maddeden BPA da denen Bisphenol, platik su şişelerinin, bebek biberonlarının, cep telefonlarının, oyuncakların ve hatta bazı tıbbii malzemenin üretiminde kullanılıyor. Ftalat eterler kozmetiklerde, temizlik maddelerinde, boyalarda ve inşaat malzemelerinde bulunuyor. DDT ise bildiğimiz haşere öldürücü.
Hareketsiz hayat tarzı, kilo almaya neden oluyor ve bu yüzden üreme sağlığı açısından olumsuz sonuçlara yol açıyor. Araştırmalar obez kadınların kısırlık riskinin ve doğal yoldan veya yardımlı üreme teknikleriye gebelik denemelerinde başarısızlık oranının üç kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Fazla kilo, bebeğin sağlıklı gelişim şansını azaltıyor ve gebelikte komplikasyon olasılığını yükseltiyor, hatta kilosu fazla olanların yardımla üreme tedavilerinde yumurtlamayı stimüle edici tedavilere iyi yanıt vermiyor. Üstelik, kilosu yüksek olanların yumurta ve embriyo kalitelerinin genelde düşük olması ve embriyonun rahme tutunmasında azalma meydana gelerek fertiliteyi olumsuz yönde etkiliyor.
Yüzde 5 Kilo kaybı gebelik şansını artırıyor
IVI Valensiya'dan Dr. José Bellver: Çocuk sahibi olmak isteyen kilolu bayanların şansı üçte bire düşüyor, oysa yüzde 5 kilo kaybıyla normal sonuç alabilirler. Enerji kısıtlaması vücut şekli veya toplam kilodaki değişiklikten daha yararlı olması ve obez kadınlarda görülen endokrin ve metabolik bozuklukları ile ilgili olan iç organlardaki yağların küçük kilo kayıpları ile azalmasından dolayı sadece yüzde 5 veya daha fazla kilo kaybı ile yumurtlama ve hamilelik oranları artıyor, hatta normale geliyor.
Aşırı kilo fazlalığında olduğu gibi, normal kilonun altında olmak da kadının çocuk sahibi olma yeteneğine zarar verebilir. Normal vücut ağırlığında yüzde 10-15 oranında azalma genellikle adet kesilmesine yol açıyor. Özellikle bulimia veya anoreksi olan kadınlarda, (doğurganlık çağındaki kadınların yüzde 5'inde görülüyor) ve kadın atletlerde normal yumurtlama bozuluyor.
Sigara paketlerindeki gerçek
IVI Lizbon Direktörü Dr Sérgio R. Soares sigara kullanımı ve üreme fonksiyonu ilişkisi üzerine yapılan çalışmalardan örnekler vererek sigara paketlerindeki sözcüklere netlik getirdi. Özetle;
Kadınlarda:
- Sigara içmenin vücuttaki yumurta rezervi ile ilişkisinin en net kanıtı, sigara içenlerin daha erken yaşta menopoza girmesi.
- Sigara alışkanlığı olan kadınlarda uygulanan tüp bebek uygulamalarında sigaranın folikül ve yumurta gelişimine verdiği zarar nedeniyle daha düşük döllenme oranları elde ediliyor.
- Sigara alışkanlığı embriyonun rahme tutunma kabiliyetini ve tüplerin normal işlevini olumsuz etkiliyor.
-
Erkeklerde:
- Sigara alışkanlığı sperm üretimini azaltıyor, oksidatif strese ve DNA'da hasara yol açıyor .
- Sigara içenlerin spermlerinin gebe bırakma kapasitesi ve embriyonun rahme tutunma kabiliyetini azaltıyor.
Üstelik, son yıllarda elde edilen veriler, ana rahimindeyken sigara içimine maruz kalmış olan kadın ve erkeklerin üreme kapasitesinin olumsuz yönde etkilendiğini gösteriyor.
Kadınların "İşten geri kalma" kaygısı doğum oranlarını olumsuz etkiliyor
Kaliforniya Üniversitesi San Diego Tıp Fakültesi'nden Dr. Hillary Klonoff-Cohen ise alkol, kafein ve psikolojik stresin etkilerini değerlendirirken, işinden geri kalma korkusunun kadınların gebe kalmasını engeldiğini ve düşüklere sebep olduğunu açıkladı.
Infertilite alanında neredeyse hemen her konuda veri bulunduğunu, ancak üremeye yardımcı tedavi gören kadınların endişeleri konusunda yeterli bilgi olmadığını düşünen Hillary Klonoff-Cohen, gerekli verileri toplamak üzere bir araştırma geliştirmiş. Tedavisini yürüttükleri 151 kadına uygulanan testler sonucunda, ilk görüşmede "işinden geri kalma" endişesi taşıyan kadınların embriyo transferi, döllenme ve gebe kalabilmelerininin olumsuz yönde etkilendiği saptanmış. Aynı araştırmanın ortaya çıkardığı bir başka nokta da "ekonomik kaygılar"ın canlı doğum oranlarına olumsuz etki yaptığı.
Kafein ve alkol
3. IVI Kongresi'nde alkol ve kafein tüketiminin üremeye yardımcı tedaviler üzerindeki etkileri de uzun uzun konuşuldu. Sunulan bir araştırmada, kadınlarda alkol tüketiminin toplanan yumurta sayısını ve gebe kalma şansını azalttığı, her iki cinsin alkol tüketiminin ise düşük riskini artırdığı ileri sürüldü.
Kafein tüketiminin de gebelik sürecine olumsuz etki ederek, canlı doğuma oranları azaltabileceği ve erken doğuma yol açabileceği, ancak henüz bu konuda kesin bir kanıya varmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu belirtildi.