Ayşe Aydın - Siz de Hesaplayın
Bebeğinizin ne zaman doğacağını merak ediyor musunuz?
Aşağıdaki hesaplayıcı kullanarak bebeğinizin yaklaşık olarak ne zaman doğacağını hesaplayabilirsiniz.
En son adet tarihinizi giriniz.
Gün:
Ay:
Yıl:

Ayşe Aydın - Anket
İlkokulda çocukların forma giymesini doğru buluyor musunuz?





Anneee! Anne Oluyorum! Kitap

Çocukların eline para verin, küçük yaşta ekonomiyi öğretin!

05 Eylül 2009 Cumartesi
Çocukların eline para verin, küçük yaşta ekonomiyi öğretin!

Bankacı ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Akın Öngör'ün simitçiyi, ekonomist Deniz Gökçe'nin bakkalı, Merkez Bankası eski başkanlarından Yaman Törüner'in oyuncakçıyı, gazeteci Meliha Okur'un çiçekçiyi canlandırdığı ve bir sakız satın almanın bile ülke ekonomisini kalkındıracağı mesajını veren "Alın verin, ekonomiye can verin" isimli reklam kampanyası çok hoşuma gitti!


Ben ekonomiye can vermenin önemli yollarından birinin de çocuklara yani geleceğin karar vericilerine ve tüketicilerine ekonomiyi öğretmek olduğunu düşünüyorum. Çocukların eline para vermek ise bunun en güzel yolu. Bakın yaşadığım bir olayla bunu nasıl öğrendim... 

 

Defne annemin süslü  bozuk para cüzdanına konmuş, her nasıl becerdiyse kadının 20 TL'sini de kapmış. Geçenlerde ailecek yemeğe gittik. Bizimki cüzdanını açtı, özenle 20 TL'sini çıkarttı, restoranın balık tezgahına gitti, parayı uzattı ve "Ben balık almak istiyorum" dedi.

 

Adamlar gülmekten kırıldı  tabii... Kızım bu işe çok bozuldu ve şöyle sordu: "Anne bu para ne işe yarıyor?"

"İstediğimiz şeyleri satın almaya..."

"O zaman niye bana balık vermediler"

"Kızım balığımız pişince, yiyeceğiz zaten. Baba onun parasını verecek. Ama canlı canlı balık satın alınmaz ki... Ayrıca her şeyin bir fiyatı var. Balık 20 Liradan pahalı da olabilir, ucuz da..."

"Peki ne alabilirim?" 

"Yemeğimiz bitince seninle çarşıyı gezeriz. Kendine uygun bir şey görürsen alırsın. Tamam mı?"

O sırada "Ama benim param yok ki..." diye mızmızlanan Ege'ye de, dedesi bir 20 TL verdi.

 

Yemek bittikten sonra Gümüşlük'ün çok sevdiğim çarşısında gezmeye başladık.

Ege kendine minik nazar boncuklu bir bileklik beğendi. "Ne kadar?" diye sordu.

"3 TL" dedi kadın.

"Benim 3 Liram yok."

"Ne kadarın varsa, o kadar ver o zaman."

Oğlum, 20 TL'yi uzatınca kadın güldü ve parasının üstünü verdi.

"Şimdi ne kadarlık alışveriş yapabilirim anne?"

"17 Liran kaldı. Defne'nin hala 20 Lirası var."

 

Tezgahlara bakınmaya devam ederken Ege, "Anne bu yüzüğü beğendin mi?" diye sordu. "Evet oğlum çok güzel. Ama sana olmaz. O bir kadın yüzüğü..." dedim. Sesini çıkarmadı. Çarşı boyunca gezdik. İkisi de paralarını harcayacakları değerde bir şey bulamadılar. Oysa ben alacak olsam, gördükleri her şeyi arsızca isterlerdi.

 

Tam dönecekken, el yapımı  süslü hayvanlar satan bir dükkanın önüne geldik. Defne pembe, rengarenk nazar boncuklu, kuyruğu çanlı köpeği görünce "Bunu odama asmak istiyorum" dedi ve "Ne kadar?" diye sordu.

"20 TL."

"Benim de tam o kadar param var" dedi. Hemen parasını ödeyip, köpeğiyle oynamaya başladı.

Ege de gece mavisi şahane bir fil beğendi.

"Ne kadar?"

"25 TL."

"Ama benim 17 Liram var. Anne 25, 17'den büyük mü?"

"Evet oğlum." dedim sonra satıcıya döndüm "Acaba fili 17 Liraya almamız mümkün mü?"

Kadın "Maalesef"  dedi ve bize 17 TL'ye verebileceği 20 TL'lik hayvanları gösterdi. Ege içlerinden bir horoz beğendi ve parasını ödedi.

Sonra "Annee! Para üstü  vermeyecekler mi?" diye bağırdı.

"Yok oğlum. Bütün parayı harcadın."

Benim minik sarı aşkım bir anda gözyaşlarına boğuldu: "Ama ben sana daha o yüzüğü alacaktım"

Bu sefer benim gözlerim doldu. Oğluma bayram harçlıklarını aldığı zaman, tekrar alışveriş yapabileceğimizi söyledim.

Dönüş yolunda, Ege'nin bir cümlesi geceye damgasını vurdu: "Para istediğimiz şeyleri almaya yarıyorsa, herkes parayı çok seviyor değil mi?" 
 

Sevgili anne, babalar! Çocuklarla para konuşmayı sevmediğinizi, ellerine para vermek istemediğinizi biliyorum. Ancak, bankamatiğin Allaaddin'in sihirli lambası olmadığını ve sırf istiyoruz diye bize para vermeyeceğini  anlamaları için onlara ara sıra ekmek, gazete aldırmanızın veya bayram harçlıklarını beraberce harcamanızın hiçbir zararı yok.

"Pazar ekonomisi işte böyle öğretilir" diyor, fark etmeden bu amaca hizmet eden anneanne ve dedemize 20 TL'ler için teşekkür ediyoruz.

 

İşte çocuklarımın bu kısa alışveriş sırasında öğrendikleri:  

 

  • Matematik: 20'den 3 çıktı, 17 kaldı. 20 büyüktür 17.
  • Pazar ekonomisi: 25 TL'lik ürünü 17 TL'ye vermiyorlar ama 20 TL'lik ürünü verebiliyorlar. Demek ki insanlar sattıkları malların fiyatlarını kendileri belirliyor.
  • Pazarlık: Bu durumda elimizdeki parayı teklif etmenin bir sakıncası yok.
  • Tutumluluk: Kendi paraları olduğu için kıymet bildiler, her gördüklerini tutturmadılar.
  • Vicdan: Parayı sadece kendimiz için değil, sevdiklerimizi mutlu etmek için de kullanabiliriz. Ege'nin bana yüzük almak istemesi bunun en güzel örneği...
  • Para nasıl kazanılır? "Evet herkes parayı sever" dedik Ege'ye. "Bunun için iyi birer iş bulmalı ve kazandığınız parayı hak etmek için çok çalışmalısınız."
  • Eğitimin önemi: "İyi iş nasıl bulunulur?" sorusu geldi ardından. "İyi bir eğitim alarak... Bu yaşta bile öğretmenlerinizin anlattıklarını dikkatle dinlemelisiniz."
  • Sorumluluk "Ama bizim paramız var." dedi uyanık Defne. "Siz istediğimiz şeyleri alıyorsunuz." "Evet ama bunun için babanız çok çalışıyor. Karşılığında sizi daha az görüyor, yoruluyor. Babanız hayat boyu çalışamaz. Okul hayatınız için gerekli parayı bir kenara ayırıyor şimdi. İleride siz de kendi ailenize bakmak, çocuklarınızın okul parasını biriktirmek için çalışmak zorundasınız."
  • Bütçe: "Ayrıca istediğiniz her şeyi de satın almıyoruz." diye ekledim. "Oyuncak için ayırdığım bir para var. Evde olmayan, eğitici bir oyuncak görürsem bu parayı harcıyorum."
  • Mal kıymeti: Bu nedenle evdeki oyuncaklarınızın kıymetini bilmelisiniz, onları kırmamalı, iyi ve temiz bir şekilde kullanmalısınız.

Yorum Ekle

Adınız, Soyadınız:  
Yorumunuz:  
Güvenlik Kodu:  
Güvenlik

Yorumlar

Yukarı