Bu soruya www.ayseninikizleri.com 'da yaptığımız bir ankette yüzde 40 okur "evet", yüzde 60 okur "hayır" diye cevap vermiş. Bence de hayır. Çünkü 5 yaşındaki miniklerin ödevleriyle, çocuklardan çok ebeveynler uğraşıyor. Çocuğuyla kısıtlı zaman geçirme fırsatı bulan çalışan anne-baba için ise bu bir eziyet oluyor. Üstelik bunun daha ilkokulu, ortaokulu var. Anaokulları çocukların eğitimine aileyi de dahil etmeyi amaçlıyor ama bunun bir orta yolu yok mu acaba?
Defne ve Ege her akşam eve geldiğinde, çantalarını korkuyla açıyorum. Acaba ev ödevi var mı? Yoksa ohhh! İmzalamam için eve yollanan bir ton kağıdı imzalıyor, defterlerinde öğretmenlerinin bir notu olup olmadığını kontrol ediyor, varsa cevap yazıyor, ertesi gün ne günüyse (oyuncak, göster-anlat, yapboz, kitap) Defne ve Ege'yle onu seçip çantaya yerleştiriyor ve fermuarı çekiyorum. İnanın bu, yani hiçbir şey yapmamak bile günde neredeyse 20 dakikamı alıyor. Ev ödevi varsa en az bir saat...
Hafta sonu tüm ailenin birlikte yapması uygun görülen ödevler var. Bunlara "aile katılım çalışması" deniyor. Sürtünmeden tutun da, suyun kaldırma kuvvetine, toprakta hava olup olmadığına kadar çeşitli deneyler. Bir keresinde karanfili boylu boyunca ikiye ayırmamız, yarısını mavi mürekkepli, yarısını da kırmızı mürekkepli suya koymamız istendi. Amaç çocukların karanfilin renk değiştirdiğini görerek, bitki köklerinin ve damarlarının suyu ilettiğini anlamasıymış. Çiçekçinin önünde durduk. "Bir karanfil lütfen." "Karanfil yok." "Tamam o zaman beyaz herhangi bir çiçek verin." Aldığımız kır çiçeğini ikiye bölmek mümkün değil. Dağılıyor. Onuncu denemede başarıyoruz. Peki ya mürekkep? Kimin evinde artık mürekkep bulunuyor Allah aşkına? İki tane kalemimi heba ederek, suyun içine mürekkeplerini akıtmaya çalışıyorum. O kadar yavaş damlıyor ki, suyun rengi zorla değişiyor. Ama çiçeğin rengi değişmiyor. Karanfil olmadığı için mi acaba? Bu deney işi inanın saatlerimi alıyor. Üstelik çocuklar "Anne niye rengi değişmedi?" diye beni sıkıştırıyor. "Çok hafif değişti. Bakın bu uçuk mavi, bu da uçuk pembe oldu" diyerek çiçekleri çöpe atıyorum.
Günlük ve aylık projeler!
Bu haftaki deneyimiz "Toprakta hava var mı?" Pazar günü sel sağanak giderken, sorumluluk sahibi kızım, ödevini yapabilmesi için bahçeden toprak almamız gerektiğini söylüyor. "Kızım bahçede toprak yok, çamur var" diyerek zar zor vazgeçiriyorum. Neyse bu sabah biraz toprak topladım. Şimdi kaloriferin üzerinde kurutuyorum!
Bir de aylık projelerimiz var. Her ay çocuklar anne babalarıyla birlikte kendilerine bir proje konusu seçiyor ve ay sonunda bunun sunumunu yapıyor. E bende iki çocuk var. Mecbur Ege'yi babasına sepetledim. Defne'yle birlikte keyifli vakit geçirebileceğimiz bir şey hazırlamak istedik. "İnsanlar geçimini nasıl sağlar?" konusundan yola çıkarak, Defne'yle beraber takı tasarladık ve bunları geçen hafta sonu Mohini'de sattık. Evet bu iş de çok vaktimi aldı ama bana göre çok önemli bir amaca hizmet etti. Defne çok titiz bir şekilde çalıştı, boncukları dizerken, boyarken, simlerken el becerisi gelişti, ürünlerini 1 TL- 2TL- 3TL diye üç gruba ayırdı ve bunları kartonlara yazdı, satış günü tezgahına ürünlerini özenle dizdi, meraklıların sorularını yanıtladı, satış yaptı, bir ara kimse gelmeyince kafede oturan insanların yanına gidip "Kolyelerime, bileziklerime bakmak ister misiniz?" diyerek onları tezgaha sürükledi, özgüveni arttı, sosyalleşti. Kazandıklarıyla kendine oyuncak bir bebek alarak, her emeğin bir karşılığı olduğunu gördü. O kadar gurur duydum ki kızımla...
Bu arada Ege bizim yoğun çalışmamızı çok kıskandı. Babası işten eve geç geldiği için Ege'yle benim Defne'yle ilgilendiğim kadar ilgilenemedi. Adam tek tatil günü olan pazar günlerini haylaz oğlumla beraber projelerine çalışarak geçirse de, Ege'nin konsantrasyonu zayıf olduğu için istedikleri gibi bir şey hazırlayamadılar. Yani onlar için bu süreç pek de eğlenceli geçmedi. Üstelik Ege son gün "Ben projemi değiştireceğim. Sihir yapmak istemiyorum" diye tutturdu.
Kocama çocukların sunumlarının olduğu gün, sınıf anne babası olacağımızı ve iki gün üst üste birer saat çocukların okuluna gideceğimizi söylediğimde ise azarı işittim. "Ayşe okuldakilerle konuş. Benim böyle bir vaktim yok. İş tempomu biliyorsun! Boş zamanımda çocuğumla gezip tozmak istiyorum, proje çalışmak değil" diyor. Haklı da... Bir de annesi babası ayrı çocuklar var sınıfta. Ebeveynleri tek başlarına geldiğinde, onlar üzülmeyecek mi?
Eğitimcilerin amacı günlük koşturmacamız içerisinde çocuklarımızı ihmal etmemek, bize onlarla iyi vakit geçirebileceğimiz, eğlenceli ve öğretici alternatifler sunmak. Çok iyi anlıyorum ancak biz anne babaları da düşünerek daha pratik, daha keyifli ödevler verilebilir. Toprak deneyi, çiçek deneyi gibi anne babaların gereksiz vaktini alan ödevler ise sınıfta yapılabilir. Bir de anaokulunda durum buysa, ilkokulda ortaokulda derslerle acaba nasıl başa çıkacağız. Ayyy düşünmek bile istemiyorum. Herhalde bebeklik günlerini mumla arayacağız.
Bu arada okul öncesi eğitim, geçen yıla göre yüzde 40 artarak 950 bin çocuğa ulaşmış. Ne güzel. Katkılarından dolayı AÇEV'i kutluyor, anaokulu sayısının kısıtlı olduğu, bölgesel eşitsizliklerin ve milyonlarca okuma yazma bilmeyen kadının bulunduğu ülkemizde tüm çocukların okul öncesi eğitimden faydalanmasını diliyorum. Bu yolda AÇEV'e destek olmak için www.acev.org sitesini lütfen ziyaret edin. Herkese mutlu haftalar!